Sınava Hazırlanan Bir Çocuğun Annesi/Babası Olmak: Kaygıyı Evden Nasıl Uzak Tutarsınız?

Tuğba ŞEKERCİOĞLU
Tuğba ŞEKERCİOĞLU Psikolog TR 09 Μαΐου 2026
Kaygıyı Evden Nasıl Uzak Tutarsınız?

1. Kaygının "Bulaşıcı" Olduğunu Unutmayın

Psikolojide en temel kurallardan biri şudur: Duygular bulaşıcıdır. Çocuklar, ebeveynlerinin kaygı düzeyini bir radar gibi algılarlar. Sizin yüzünüzdeki bir anlık endişe, iç çekişiniz ya da geleceğe dair kurduğunuz tek bir kaygılı cümle, çocuğun zihninde "Annem/babam bile bana inanmıyor, ya başaramazsam?" şeklinde yankılanır.

  • Ne Yapabilirsiniz? Önce kendi kaygınızla yüzleşin. Sınav sonucunu hayati bir ölüm-kalım meselesi olarak görmekten vazgeçtiğinizde, çocuğunuzun da omuzlarındaki yükün hafiflediğini göreceksiniz. Sizin sakinliğiniz, onun en büyük sakinleştiricisidir.

 

2. Evin İçindeki "Sınav Gürültüsünü" Kısın

Eğer akşam yemeklerinde, hafta sonu sohbetlerinde veya arabada giderken konuşulan tek konu netler, deneme sınavları, puanlar ve rakipler ise o evde "sınav gürültüsü" çok yüksek demektir. Sürekli sınav konuşulan bir evde çocuk, sadece "öğrenci" kimliğiyle var olduğunu, bir birey olarak değerinin sadece akademik başarısına bağlı olduğunu düşünmeye başlar.

  • Ne Yapabilirsiniz? Evde sınav sohbetlerine sınır koyun. Günün belirli bir saatinden sonra sınav konusunu tamamen kapatın. Onunla sadece dersleri hakkında değil; izlediği bir film, dinlediği bir müzik ya da günün nasıl geçtiği hakkında sohbet edin. Ona, sınavdan bağımsız olarak sadece "kendisi" olduğu için değerli olduğunu hissettirin.

3. "Sessiz Beklentiler" ve Kıyaslama Tuzaklarına Düşmeyin

Bazen çocuklara "Sana güveniyorum, sen yaparsın" deriz ama beden dilimiz, beklenti dolu bakışlarımız ve komşunun çocuğunun kazandığı okuldan bahsetme biçimimiz tam tersini söyler. Çocuklar bu "sessiz beklentileri" çok iyi okurlar.

  • Ne Yapabilirsiniz? Çocuğunuzu asla akranlarıyla, kuzenleriyle ya da arkadaşlarıyla kıyaslamayın. Her çocuğun öğrenme hızı, ilgi alanı ve bilişsel kapasitesi benzersizdir. Onun başarısını başkalarıyla değil, kendi dünüyle kıyaslayın. "Geçen aya göre paragraf sorularındaki odaklanman çok daha iyiye gidiyor" gibi süreç odaklı geri bildirimler verin.

 

4. "Süreç" Odaklı Destek Olun, "Sonuç" Odaklı Değil

Kaygıyı tırmandıran en büyük etken, sadece sonuca odaklanmaktır. Sınav gününü bir "son" veya "yargılama günü" gibi konumlandırmak stresi zirveye çıkarır.

  • Ne Yapabilirsiniz? Çocuğunuzun gösterdiği çabayı, emeği ve sabah erken kalkıp masanın başına geçme disiplinini takdir edin. Sonuç ne olursa olsun, onun bu süreçte gösterdiği karakter gelişiminin ve harcadığı emeğin çok kıymetli olduğunu vurgulayın. "Sen elinden gelen mücadeleyi veriyorsun, biz senin bu çabanla gurur duyuyoruz" cümlesi, bir çocuğun duyabileceği en rahatlatıcı sözdür.

 

5. Evin Rutinlerini ve Neşesini Korumaya Özen Gösterin

Sınav yılı geldi diye evdeki tüm sosyal aktiviteleri sıfırlamak, misafir kabul etmemek, gülmeyi ve eğlenmeyi "suçmuş" gibi hissettirmek yapılan en büyük hatalardan biridir. Bu durum evdeki gerginliği yapay bir şekilde artırır.

  • Ne Yapabilirsiniz? Ailece keyif aldığınız küçük rutinleri devam ettirin. Birlikte bir pazar yürüyüşü yapmak, sevdiğiniz bir yemeği hazırlamak ya da akşam bir kutu oyunu oynamak çocuğun zihnini boşaltmasına ve motivasyonunu tazelemesine yardımcı olur.

 

Sınavlar gelir geçer, okullar kazanılır ya da yön değiştirilir. Ancak bu süreçte çocuğunuzla kurduğunuz bağ ve onun ruh sağlığı kalıcıdır.

Çocuğunuzun sınav kağıdının karşısına geçtiğinde arkasında hissedeceği şey korku değil, ne olursa olsun onu kucaklamaya hazır bir ailenin sevgisi ve güveni olmalıdır. Unutmayın; siz onun sınav koçu değil, anne ve babasısınız. Sadece anne-baba olarak kalmanız, ona verebileceğiniz en büyük destektir.


Tuğba ŞEKERCİOĞLU

Tuğba ŞEKERCİOĞLU

Psikolog

TR

1977 doğumlu olan Tuğba Şekercioğlu, 2000 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Kariyerinin merkezine özel gereksinimli çocuklarla çalışmayı koyan Şekercioğlu; Klinik Psikoloji, Aile Danışmanlığı ve Nefes Terapistliği uzmanlıklarını birleştirerek, özellikle Disleksi ve Otizm alanında bilişsel müdahale yöntemleri ve öğrenme güçlükleri üzerine derin bir yetkinlik kazanmıştır.

Bireysel ve ailesel gelişim süreçlerine bütüncül bir yaklaşımla odaklanan Şekercioğlu, bellek teknikleri ve dikkat geliştirme konularında profesyonel eğitimler vermektedir. Nefes terapisini stres yönetimi ve odaklanma süreçlerine entegre ederek, bireylerin zihinsel ve duygusal regülasyonlarını sağlamalarına rehberlik etmekte; ailelerin ve eğitimcilerin farkındalık kazanması adına danışmanlık faaliyetlerini başarıyla sürdürmektedir.